Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu, küresel iklim değişikliği konusunda en çok çalışan isimlerin başında geliyor. Kadıoğlu’na göre Türkiye’yi bekleyen tehlikeler hiç de az değil. Ama vatandaş olarak üzerimize düşeni yaparsak, gelen tehlikeye set çekebiliriz.
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ve Afet Yönetim Uyg-Ar Merkezi Öğretim Üyesi. Bizim ‘küresel ısınma’ sözümüzü yanlış buluyor. Doğrusu ‘küresel iklim değişikliği’… Prof. Kadıoğlu’yla iklim değişikliğinin nedenlerini, Türkiye’yi bekleyen tehlikeyi ve bireysel olarak üzerimize düşen görevleri konuştuk.
Küresel ısınmanın sebepleri nelerdir?
Son yıllarda atmosferde artan belli başlı sera gazlarıdır. Bunun en büyük miktarını da karbondioksit oluşturuyor. Karbondioksitin kaynağı petrol, kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar. Metan ise, pirinç ekimi vesaire gibi bazı tarımsal faktörler, hidroelektrik barajlar, bataklıklar ve çöplüklerden gelir. Diğer bir deyişle, iklim değişikliğini tetikleyen insan kaynaklı faktörleri iki grupta ele alabiliriz: Birincisi, fosil yakıtlarının kullanımındaki artış; ikincisi ise kötü arazi kullanımıdır.
Küresel ısınmanın etkileri neler, neden endişe duymalıyız?
Bizleri korkutan şey iklim değişimi teorisinin kendisi değildir. İnsanları, doğal olarak orta ve Güney enlemlerin sıcak iklimlerde yaşanan ve yaşanabilecek olası negatif etkiler korkutuyor.
Bir de ‘sera etkisi’ var, o nedir?
Atmosferin sera etkisi, dünya yüzeyinin güneş ve atmosferinden aldığı enerji nedeniyle atmosfer olmayacağı durumdan daha sıcak olmasıdır. Diğer bir deyişle, atmosfer ve atmosferin sera etkisi olmasaydı dünya yüzeyi şu ankinden çok daha soğuk olacaktı. Sera etkisinden dolayı, atmosfer daha fazla ısı enerjisi tutabilmekte ve bu kadar sıcak olabilmektedir. Ne kadar çok sera gazı, o kadar sıcak hava. Ne kadar çok sıcak hava, o kadar çok kuraklık, kıtlık, orman yangını, sıcak hava dalgası, hastalık ve düzensiz yağış…
Peki, Türkiye bu saydığınız durumdan ne kadar etkilenir?
Hangi senaryoya bakılırsa bakılsın küresel iklim değişikliğinden Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler, olumsuz bir şekilde etkilenecektir. Bu olumsuzluklar, ülkemizin de içinde bulunduğu enlemlerde sıcaklıklarda artışların, yağış rejiminde değişimler, deniz su seviye yükselmesi ve toprak su içeriğinde önemli azalmalar şeklinde olacağı tahmin edilmekte. Bütün bunların sonucu, kuraklık, ani seller, deniz suyu seviyesinin yükselmesidir. Türkiye yarı kurak bir ülke. Ülkemizin kuraklığın şiddetini yakın bir gelecekte bugünkünden çok daha fazla hissedebileceği açık. Bu nedenle, suyun artan önemi göz önünde bulundurularak, ilerideki yıllarda, suyun yönetimine, kuraklık planlarına, suyun yeniden kullanımıyla ilgili sistemlerin geliştirilmesi ve sulama tekniklerinin iyileştirilmesi çabaları yoğunluk kazanmalıdır. Türkiye’de ilk defa İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Barış Önol, doktora çalışması olarak iklim modellerini kullanıp Türkiye coğrafyasının gelecekteki olası küresel iklim değişikliğinden, bölgesel olarak nasıl etkileneceğini ayrıntılı biçimde gösterdi. Önol’un elde ettiği sonuçlara göre, Türkiye üzerinde, yıllık ortalama sıcaklıktaki artış 2,5-4 derece arasında olmakla beraber, özellikle Ege Bölgesi ve Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmındaki artış 4 dereceye ulaşmakta. Yaz aylarında sıcaklıklarda 6 dereceye varan artışlar beklenmekte. Ortalama sıcaklıktaki bu düzeyde bir yükselmenin orman yangınlarından hayvan ve bitki çeşitliliğine, oradan insan sağlığına kadar çok çeşitli alanlarda etkilerinin olacağı aşikar. Sıcaklık artışı ayrıca mevsim geçişlerini de etkileyecek, ülkemiz üzerinde yaz mevsimi ilkbahar ve sonbahar aylarını da kapsayacak şekilde genişleyecek.
Türkiye’nin çözüm konusunda tutumu nasıl?
Türkiye, bugüne kadar insan kaynaklı iklim değişikliğiyle ilgili çalışmaları küresel ölçekte inceledi ama bunların etkilerinin değerlendirilmesinde yetersiz kaldı.
Önlemlerin de işe yaramaması söz konusu mu?
Şu an alınacak olan önlemler küresel iklim değişimi etkilerinden korunmak için değil, bu etkilerin katostrofik bir seviyeye çıkmasını engellemek içindir. Örneğin, Avrupa Birliği’nin koyduğu ısınmayı 2 derecede tutma hedefi bu yüzden çok önemli. Nasıl ki 3 göbek ötesinden dedemizin bir zamanlar kamp için yaktığı ateşten havaya salınan karbondioksit hala havamızı ısıtmaya devam ediyorsa, bugün bizim atmosfere saldığımız sera gazları da bizi 100-200 yıl daha ısıtmaya devam edecektir. Yani bugün tüm sera gazlarını havaya vermeyi durdursak bile atmosferdekilerin kötü etkilerini uzun yıllar hissedeceğiz.
İklim değişikliğiyle bireysel mücadele için 10 altın kural
Küresel iklim değişimi ve onun en önemli işaretlerinden biri olan küresel ısınma zamanımızın en önemli problemlerinden. Dünyanın bugün yaşadıklarından hepimiz sorumluyuz. Bunun çözümünde birey olarak bize de önemli görevler düşüyor. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde bireyi hedef alan kampanyalar, küreselleşen dünyada artık dışarıda yemek yemeyi, uzak mesafelere gezmek ve alışveriş amaçlı seyahatleri yasaklayıp; yerli malı kullanılmasını salık veriyor!.. İşte birey olarak evimizde küresel ısınmayı durdurmak için yapmamız tavsiye edilen en önemli 10 şey:
Bilgilen!
Anlamadığınız bir şeyi çözemezsiniz. Ne konuştuğunuz hakkında bilgilenin, araştırmacı olun, daha fazla ve sürekli öğrenin. Herkes doğruyu söylemiyor! Her okuduğunuza ve gördüğünüze de inanmayın. Bu konuda popüler bilim dilinde yazılmış ve tek Türkçe kaynak olan ‘Küresel İklim Değişimi ve Türkiye: Bildiğiniz Havaların Sonu’ adlı ve Güncel Yayıncılıktan çıkan kendi kitabımı tavsiye edebilirim.
Ağaç dik!
Varsa kendi bahçenize, evinizin etrafına veya komşularınız ile birlikte yerel yönetimlere başvurarak yollara, vb boş yerlere ağaç dikin. Ağaçlar, havadaki karbonu alıp oksijen verirken aynı zamanda kışın rüzgarı kesip buharlaşma ile olan soğumayı önleyip evlerimizin ısıtma faturasını; yazın ise gölge yaparak soğutma ihtiyacını azaltıp enerji faturası ve dolayısıyla fosil yakıtı kullanımını azaltabilir.
Enerjiden tasarruf et!
■ Kışın eviniz çok sıcak olunca serinlemek için pencereleri açmayın; kaloriferleri kısın. Isıtıcıyı daha fazla açmak yerine sizi sıcak tutacak giysiler giyin. Evdeki kombinin termostatını bir derece kısmak ısınma faturanızda yüzde 3’lük bir tasarruf sağlayacaktır. Ayrıca pencere ve dış kapıların, pervazlardan kaçan enerjinin engellemesi için de plastik filtreler ile hava sızdırmaz hale getirilmesi çok önemlidir.
■ Normal ampulleri florasan, vb. tasarruflu ampuller ile değiştirin. Böylece yılda 1.5 ton sera gazı üretmemiş olursunuz. Örneğin, ABD’deki tüm evler tasarruflu lamba kullansa 1 milyon otomobilin yollardan çekilmesi kadar sera gazı ve kirletici atmosfere salınmamış olurdu. Aynı zamanda son teknoloji tasarruflu lambalar kullanarak hem elektrik faturanızı azaltabilirsiniz hem de sık sık ampul değiştirmek zorunda kalmazsınız.
■ Kısa duşlar alın, su da büyük miktarda enerji kullanılarak evinize getiriliyor ve ısıtılıyor.
■ Çamaşır makinesini kullanmak için yeterince çamaşırın birikmesini bekleyin. Çamaşırları makinede kurutmak çok büyük enerji tüketimine neden olur.
■ Yemek kitaplarındaki fırınların her yemek için tavsiye edilen ön ısıtmasıyla ilgili uyarılara boş verin. Gerçekte sadece ekmek ve pasta gibi hamur işlerinde buna ihtiyaç vardır. Diğer yemekleri fırına koyduğunuz zaman fırını açın. Fırında bir şey pişerken kapağını açıp büyük enerji kayıplarına neden olmayın; fırının penceresinden bakın.
■ Sıcak günlerde klimayı açmak yerine daha hafif giyinin ve vantilatör kullanın.
■ Klima kullanmayın. Eğer kullanıyorsanız onu televizyon, lamba gibi ısı üreten elektrikli aletlerin yakınına koymayınız.
■ Öğle molası sırasında işyerinizdeki bilgisayarı veya kullanmadığınız bilgisayarların en azından monitörlerini kapatın.
■ Elektronik elektrikli aletleri satın alırken ‘Enerji Yıldızı’ ile sertifikalanmış ürünleri tercih edin.
Elektrikli aletleri düğmesinden kapat!
Kullanmadığımız zaman ışıkları, televizyonu, bilgisayarı, ısıtıcıları, vb elektrikli aletleri açık bırakmayın. Tembellik edip TV, bilgisayar, vb. elektrikli aletleri standby’da da bırakmayın. Bilgisayar ve TV’leri de kullanmadığınız zaman düğmesinden kapatın. Şarj aletlerini saatlerce fişte bırakmayın.
Daha az ve kısa mesafelere seyahat et!
■ Toplu taşıma araçlarını veya özel otomobilleri ortaklaşa kullanın.
■ Araç kullanma alışkanlıklarınızı değiştirin; unutmayın otomobiller çok hızlı sürülmediklerinde daha az benzin yakar.
Güneş enerjisi kullan!
Mümkün olduğunca güneş enerjisi kullanın. Evinize ya da işyerinize kurduracağınız sistemle elde edeceğiniz güneş enerjisiyle doğanın dengesini bozmadan sıcak su elde edebilir, evinizi ısıtabilir ve elektrik enerjisi üretebilirsiniz.
Az tüket, yeniden kullan geri döndür!
■ Plastik vb maddelerin kullanımını ve çöp üretimini azaltın. Örneğin, Amerikalılar yılda 84 milyar plastik torba kullanıyor. Dünya genelinde ise bu rakamın 500 milyar ila 1 trilyon arasında olduğu hesaplanıyor. Plastik torbalar doğada kolayca yok olmuyor. Bu nedenle, kuvvetli ve tekrar kullanılabilen çantaları kullanın. Mümkün olduğunca plastik torba kullanmamaya dikkat edin. Bu nedenle, alışverişte aldığınız ürünler de aşırı paketlenmiş olmasın.
■ Çöpleri asla yakmayın…
Pınar Hiçdurmaz