Karın doyurmanın Ötesinde bir uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmesi Antik Yunan’a dayanan “yemek hazırlama ve sunma”, bu dönemde bir felsefe konusu olarak ele alınmış. Halen kutlanan şarap festivalleri Dionysos kültürünün günümüze kalan bir mirası.
Antik Yunan’da avluda yer alan ocağın çevresinde gelişen mutfak, Roma döneminde ayrı bir oda şekline dönüşüyor. Bu durum, üst sınıfa ait mutfaklarda çalışan kölelerin sosyolojik konumuna da en uygun çözüm olarak görülmüş. Bir de duman ve kokunun uzak tutulması gerekiyor tabii. Taşınabilir ateşten ibaret olan mutfak anlayışı duvarda yer alan şöminenin gelişimiyle birlikte ayrı bir mekâna dönüşmüş. Ortaçağ Avrupa’sında soylu sınıf, mutfaklarını evlerin alt katlarında düzenlemişti. Koskoca şehirlerin yangınlarla yok olması sebebiyle açıkta ateş kullanımı azaldı ve mutfaklar ayrı binalarda yer almaya başladı. Teknolojik gelişmelerin hızla yayıldığı “Sanayileşme Dönemi”nde mutfaklar da değişikliğe uğradı. Bu dönemde ateşi kontrol eden hala odun ve kömür yakılan demir ocakları yerlerini zamanla gaz kullanımına bıraktı. Sanayileşmenin yol açtığı sosyal değişimler giderek evlere de yansıdı. Burjuvazinin yükselişi sürerken, orta sınıf da yaşadığı küçük dairelerde mutfağı yaşamın ana merkezine dönüştürdü. 9. yüzyılın ortalarında ailenin geçimine katkı için çalışan kadınlar, sosyal konut projelerine bir açıdan yön verdiler diyebiliriz. Çalışan kadının işini kolaylaştırmak için yemek pişirme süresini en aza indirmek üzere donanımlı mutfaklar üretilmeye başlandı. Günümüzde ünlü tasarımcıların imzalarını taşıyan, bütün zamanlara meydan okuyan mutfaklar üretiliyor.