Türkiye deprem kuşağında bir ülke. Yüzde 92’si deprem riski taşıyor. Dolayısıyla nüfusumuzun yüzde 98’i her an bu tehlike ile yüzyüze. 1999’da yaşadığımız, acı sonuçlar doğuran depremden öğrendiğimiz gibi öldüren, betonun ağırlığı. 100 metrekarelik betonarmenin 75 ton, 100 metrekare ahşabın ise 2,5 ton ağırlık yaptığı hesaplanıyor. Beton ahşaba göre 30 kat daha ağırdır. Ancak buna karşın ahşap betona göre daha fazla ağırlık taşıyabiliyor.
Türkiye’de dünyadakinin aksine ahşabın betona göre daha dayanıksız olduğu sanılır. Hâlbuki yanan ev değil, içindeki eşyalar. Ahşap gerekli kalınlık sağlandığında yangın anında dış yüzeyinin kömürleşmesi nedeniyle kendine doğal bir koruma perdesi oluşturur. Bu doğal yalıtım, alevlerin iç kısma girmesini engelleniyor ve kolonlar ile kirişler daha uzun süre dayanıyor.
Beton bir yapı ise taşıyıcıların içindeki demirin deforme olması nedeniyle taşıyıcı özelliğini yitiriyor. Taşıyıcılar 600 dereceden sonra her an çökme riski taşır. ABD’de spor salonu gibi kalabalıkların toplandığı mekânların ahşaptan yapılmasının nedeni de bu.
Öte yandan ahşap çok daha sağlıklı. ABD’deki konutların yüzde 90’ı ahşap. Almanya’da binaların yüzde 23’ü, Fransa’da ise sadece yüzde 17’si beton. Türkiye’de ise beton oranı yüzde 95,7 cm kalınlığında ahşap bir duvar, 50 cm kalınlığında beton bir duvarın ısı ve ses izolasyonuna sahip.
Ahşap evde yaşayanların fizyolojik ve psikolojik olarak daha sağlıklı oldukları belirlenmiş. Betonarme evlerdeki nem oranının yoğunluğundan romatizma, astım, böbrek hastalıkları, dolaşım bozuklukları yaşanıyor. Oysa bizle birlikte nefes alan ahşap bu tip hastalıklara neden olmuyor.
Ahşabın ömrü kullanılan ilaçlar sayesinde daha da uzun. Bu kimyasallar tamamen doğal malzemelerden üretildiğinden ahşabın çürümesini önlüyor. Peki, ahşapla ilgili olarak bunları biliyor musunuz?
* Japon deprem uzmanlarının dünyada depreme en dayanıklı yapının Osmanlı ahşap karkas sistemi olduğunu açıkladıklarını.
* 1894 İstanbul depreminde kalitesiz ahşap yapıların bile yıkılmadığını, yeni ve demirle bağlanmış tüm kâgir yapıların tümüyle yıkıldığını.
* Şiddetli bir deprem sonrası hasar gören betonarme bir yapının hemen yıkılması gerektiğini, ancak ahşap yapının kısa sürede onarılıp tekrar oturuma izin verdiğini.
* Ahşap yapıların çok hafif olduğunu, kolay kolay çökmediğini ve çökse bile içindekileri öldürmediğini.
* Bir depremde başlıca ölüm sebebinin yalnızca betonun ağırlığı olduğunu.
* Marmara ve Bolu depremlerinde ahşap yapılardan oturanların hiçbirinin hayatını kaybetmediğini.
* Tarihten günümüze ulaşan en güzel sarayların, tapınakların ve diğer ahşap yapıların hiçbirinde beton kullanılmadığını ve yüzlerce yıldır ayakta kaldığını.
* 1225 yılında Ren Nehri’ne yapılan ahşap Basel Köprüsü’nün 1903 yılına dek hizmet verdiğini.
* XIII. ve XIV. yüzyıllarda yapılan ahşap kolon ve çatıları olan Mahmutbey, Beyşehir, Eşrefoğlu ve Afyon Ulu Cami’sinin özel bir bakım yapılmaksızın hâlâ ayakta kaldığını.
* Dünyanın en büyük tarihi üç yapısından birinin 100 metre yüksekliğindeki ve tam 100 yıldır ayakta olan Büyükada’daki Rum Yetimhanesi olduğunu.