Balkonlar, ilk mimari örneklerinde daha dekoratif amaçlarla yapıldıysa da, zamanla işlevlerini de artırmışlar. Yunan ve Roma mimarisinde katlar yükseldikçe ve arklar yaygınlaştıkça, üzerlerinde balkonlar ve yüksek teraslar belirmiş. Balkonların dini mimaride oldukça popüler olması da ‘halktan’ uzakta duran ama aynı zamanda ortada olan bir sahne görevi görmesinden. Kaleler ve askeri binalarda ise gözetleme noktaları olarak kullanılmışlar. Çağlar boyunca stil değiştirse de, balkonlar her zaman mimarinin önemli bir parçası olmuş.
İtalyanların küçük, çiçek dolu balkonları, Amerikan koloniyel mimarisinin zenginlik göstergesi olarak yapılan uzun ve geniş balkonları, New York’un şehre en yüksekten bakan ‘penthouse’ balkonları, her birinin duvarı farklı renkli olan Türk balkonları, her coğrafyada yeri olan balkonlar… Hepsi de gösteriyor ki, şehrin tam ortasında da olsa, balkonlar evin en güzel kaçış noktasını oluşturuyor. İster yan binalardan saklandığınız bir mekan isterse sadece küçük bir ev bahçesi yaratmayı amaçlayın, balkonlarınız yazın oturmak, kışın ise sadece ‘bakmak’ için bile uğraşılmayı hak ediyor.
Türkiye’deki kadar balkonlu bina hiçbir ülkede yoktur. Balkonlarımıza genellikle ikinci bir buzdolabı, eve sığdıramadığınız eşyalar, erzak dolabı vb. şeyler koyarak, hor kullanırız. Aslında balkonların güzelleştirilmesi ne çok maliyetli, ne de çok zor birşey.
Günümüz balkonları, yeni tasarımlar yardımıyla bahçeyi eve, evi de dışarı çıkartıyor; hem yazın, hem de kışın verimli bir şekilde kullanılabiliyor. Yani balkonlar hem küçük bir bahçe, hem de evin bir odası haline gelebiliyor.
Balkonları oda haline getirmek için kapama sistemleri uygulanmaktadır. Güzel hava şartlarında da açık tutularak hiç kapanmamış gibi mekanlardan yararlanılması sağlanabiliyor.