• Anasayfa
  • Benim Profilim
    • Giriş
    • Siteye Kayıt Ol
    • Üye Bilgilerini Düzenle
  • Çıkış
  • Çıkış Yap
  • Connections
  • Connections
  • Etkinleştir
  • Etkinlik
  • Followers
  • Following
  • Gruplar
  • İletişim
  • Kayıt Ol
  • Login Customizer
  • Sample Page
  • Takip Ediliyor
  • Takipçiler
  • Üye Bilgilerim
    • Giriş
    • Kayıt
    • Üye Bilgilerini Düzenle
  • Üye Listesi
  • Üyeler
  • Üyeler
  • Video
Yapı Dekor
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Yapı Dekor
No Result
View All Result

Feng Shui’ye giriş

oxygen by oxygen
14 Mart 2017 Salı
in Genel
0

Mekanlar, insanlarla buluşana kadar soğuk, ilgiye aç ve yorumsuz alanlardır. Onlara değerini ve duygusal etkileşimleri veren bizleriz. Dolayısıyla bu etkileri üzerimize çekenler de bizler oluruz. İçinde insan yaşamayan mekanlar kime iyi veya kötü gelebilir ki? Bir mekanla iletişim kurduğunuz zaman mekanın insana teması başlar. Bu temas yersel enerjileri insana sunar. Buluşma anına kadar saklı kalan değerler, insanlar tarafından hissedilmeye ve deneyimlenmeye başlar. Renk, doku ve geometrik plan insan üzerinde gizemli etkilere sahiptir. Nesnel olmaktan çok öznel bir gerçeklik gibi yaşandığı için, diğer kişiye ispatı en zor çalışmalardan biridir. Tarifi zordur. Fakat mekanın insan üzerindeki etkisi yadsınamaz.

Mekan ve Feng Shui arasındaki bağ

Feng Shui güneş, ay ve yeryüzünün göksel ilişkilerini ve bunlara bağlı zaman kalite ve parite dönemlerini takip eder. Mekan yeryüzünün ta kendisidir. Uzay boşluğundaki yolculuğuna devam eden dünyanın göksel döngüler altında aldığı tüm enerjisel etki ve döngüler Feng Shui’yi ilgilendirir. Feng Shui, mekanla onu yaşayanlar ve mekanın içinde bulunduğu daha büyük mekanla bağların kalitesini düzenler. Göremediğimiz, fark edemediğimiz değerler yok demek değildir. Onları fark etmekte yetersiz kaldığımız zaman etkilerini yitirmezler. Mekanlar bazen bulundukları yer, toprak enerjileri, elektromanyetik alanlar, radyoaktivite gibi sorunlar yaratabilecekleri gibi, içlerinde yaşanan olaylar nedeniyle çözülmüş olumsuz enerjilerin yüklerini taşır. Bunların hepsi birleşince, içinde yaşayacağımız mekana uyum sağlamadan önce ufak bir uyum süreci yaşamak zorunluluğumuz doğar. Bunu sağlamak için iç mimari çalışmaları arasına Feng Shui de katılır ve adımlara destek olur. Kişi, nerede, nasıl ve ne şekilde yaşaması gerektiğini bu çalışmayla net bir şekilde görebilir. Seçim ona aittir. Her iki şekilde de, yani önerileri seçse de, seçmese de sonuçlarına katlanmak onun seçimidir.

Dekorasyon nedir?

Dekorasyon’un çoğu yerde ‘bir mekanı veya benzeri bir yeri süslemek’ olarak geçmekte. Bir diğer açıklamaysa mekan içinde, doku, renk, ışık ve benzeri enstrümanlarla mekan yaratmak. Bu veya benzeri pek çok açıklama içine Feng Shui’yi kattığınız zaman, eşlikçi olmaktan çok, kural koyan olduğunu iyi anlamak gerekli. Hisleriniz, arzularınız, egolarınız, beklentileriniz, modalar, kayınvalide veya kardeş ısrarlarıyla bir mekanda milyonlarca çeşit atmosfer yaratabilirsiniz. Fakat amaç sorusunu yanıtlamak gereklidir. Feng Shui, hayatının iplerini elinde tutan insanı yaratır. Kontrolsüz güç tehlikelidir. Oysa bizler mekanlarda fark etmediğimiz pek çok güçle bir arada yaşarız. Onları kontrol etmek aklımıza gelmez. Sessiz sedasız var olduklarını düşünürüz. Oysa hiç de sessiz değillerdir. İçten içe hayatımıza etkide bulunmaya devam ederler. Bu nedenle, ben bazen buna kontrol, bazen göz altında tutmak diyorum, içinde bulunduğumuz mekanın sahip olduklarını önceden tanımlamak ve içinde yaşamadan önce onlara ne yöne gitmeleri gerektiğini söylemek gereklidir. Feng Shui ile dekorasyon, başkaları Çin işi, Japon işi dekorasyon veya enerji mimarisi dese de, ne tek başına o, ne tek başına budur. Feng Shui büyük bir yaşam felsefenin sadece görünen küçük bir ucudur. İnsana naif ve ‘yeteri kadar’ sahip olmakla yaşamanın kurallarını anlatırken nasıl var olunması gerektiğinin önerilerinde bulunur.

Renkler insanları nasıl etkiliyor?

Renkler psikolojik değerlerdir. Görsel olarak ilk temas kurulduğu zaman, insanın ön koşulları, bilinçaltı dürtüleri, süper egosu karmaşık bir sinyal gönderir. Hepsinin kombinasyonu bir duygu yaratır. Bunları tarif etmek için çeşitli sıfatlar kullanırız. Nefret ederiz, bayılırız, çekiliriz, itiliriz… En önemli tarifler, heyecanlanmak, hüzünlenmek, neşelenmek, soğumak ve ısınmaktır. Özellikle bu değerler insanın yaşamında en önemli beklentileri sunar. Renklerin insanın çevresinden beklentisiyle doğrudan bağlantısı vardır. Renkler aracılığıyla hayattan ne beklediğini, istediğini veya umduğunu kendine ve çevresine duyurur.

Renklerin gücü

Renkler elementlere göre ve kişinin beklentisi olan konuyla ilgili olacak psikolojik değere göre değişir. Ana renkler kırmızı, mavi ve sarının çeşitli oranlarda karışımı diğer renkleri oluşturur. Önemli olan diğer tüm renklerin ve ana renklerin renk doygunluk oranları ve hangi dokuda, hangi materyal üzerinde kullanıldıklarıdır.

Birincil, ikincil ve üçüncül renkler vardır. Daha sonrasında her renk de yoğunluk, şeffaflık ve gölge etkilerine göre yeniden değerlendirilmelidir. Aşırı renk doygunluğu sadece bir renge özel değildir. Tüm renkler kendini oluşturan renk değerini yoğun olarak gösterebilir. Bu yoğunluk hafifletilebilir, soft renkler ve uçuk tonlar elde edilebilir.

Uçuk ve renk doygunluğu az olan renkleri, mekanları büyük göstermek için küçük mekanlarda, az ışık alan yerlerde, yatak odalarında kullanmayı tercih ediyoruz. Tabii hepsinin ayrı bir sebebi var. Renk ne kadar baskın olursa, kendi gibi baskın olan diğer renkle yarışır. Bunları engellemek için uygun ‘eşleştirmelerin’ güzelliğini yakalamak tecrübe işidir.

Funda Ceyhan
Previous Post

Duvar süslemeleri

Next Post

Tarz sahibi mutfaklar için öneriler

Next Post

Tarz sahibi mutfaklar için öneriler

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

No Result
View All Result

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.